Barkin

Annem

Burak’ın ilginç bir annesi vardı. En güzel hamurişlerini o yapar, en iyi kıyafetleri o giyerdi ve mahallenin modası ona göre şekillenirdi.Her ne kadar diğerleri kabul etmeselerde bunu.Güzelde kadındı şu Burak’ın annesi, hatta aramızda takılırdık ona sırf sinirlendirmek için.Üstüne giderdik. Annem de mahallenin geri kalanı gibi bir duruş sergiliyordu. Okumamıştı. Kendi seçimiydi, hemen evlenmişti liseden sonra, yoksa dedem hiç karışmazmış onlara. Neyseki çok kötü bir evlilikleri yoktu babamla anlaşmazlıkları olsada geçiniyorlardı bir şekilde. Arada tüm arkadaşlarının toplandığı altın günlerine gidiyordu. Sosyal ortamı buna göre şekillenmişti. Annesinden gördüğüde buydu üstüne bir şey katmadan bir nesilin harcanışını izliyorduk hep beraber. Entelektüel bilgisi, bir hobisi yoktu, sıkıcı biriydi. Sanırım kendini bir birey olarak görmüyordu. Bir temizlikçi bir aşçıdan öteye gidemeyeceğini düşünüyordu. Onu öyle görmek beni üzmekten çok bir acıma duygusuyla beraber sinirlendiriyordu. Neden öyleydi ki? Burak’ın annesi öyle değildi. Sonunda karşılaştırma sırası bana gelmişti. Yıllardır örnek verilen insanların geribildirimiydi sanırım bu.Kadın çok iyi piyano çalıyordu.Kendini bu konuda geliştirmişti hatta küçük çocuklara ders bile veriyordu zaman zaman. Halk evlerinde küçük kuruluşların yardım toplantılarında çalıyordu.Kocası büyük bir şirkette muhasebevilik yapıyordu. Bir şeylerin başıydı ama o kadar önemli olmadığı için hiçbir zaman o ünvanını kullanmazdı kendini tanıtırken.Küçük sayılırdı karısına göre boyu.Kalın çerçeveli siyah gözlükleri gözlerini olduğundan büyük gösteriyordu.Büyük ihtimalle hoşnut olmadığı hayatı suratında bir kez olsun göremediğimiz gülümsemeden anlaşılıyordu.Haylaz ve kafasız bir çocuğu, ev hanımı olmasına rağmen kendinden daha başarılı görünen bir karısı vardı. Eve geldiğinde bir ritüeli vardı. Bahçe boyunca kravatını çözer ve üsten ilk iki düğmesini söktüğü sırada kapıdan geçip kaybolurdu. Evde kardeşimle o kadar sıkılıyorduk ki sokaktan geçen arabaların plakalarındaki nuamraların toplamını onlar geçerken hesaplamaya çalışıyorduk. Amaçsız bir oyundu çünkü onlar geçtiğinde ikimizde farklı bir rakam bulmuşsak yanlışlığını veya doğruluğunu kanıtlayamıyorduk ve küçük tartışmamız kimse sonlandırmadığı için ertesi günkü kahvaltıda bile inatla devam ediyordu birimizden birimiz bırakana kadar.Bu bahsettiğim aktivite yüzünden artık mahallede ne olup ne bittiğini monotonluğunu, insanların hareketlerini bir sonraki adımlarını biliyordum artık. Babam sürekli bu konuda beni azarlayıp beni tokatlar ve beni yapmamam konusunda tehdit ederdi. Babam yağ fabrikasında işçi başıydı çok fazla kazandığı söylenemezdi fakat iki çocuğunuda okutuyordu. Bizi sevdiğini bilirdik ama her baba gibi o da bunu fazlaca göstermezdi. Eskiden çalıştığı kereste fabrikasında kolunu hızara kaptırmıştı sa sağ kolunda büyük bir çürük vardı bu yüzden. Gece eve geç gelir sabah evden erken çıkardı. Oldukça düzensizdi çalışma saatleri gece gündüz çalışan bir fabrikaydı ve patronu Ferit Bey gece dört yada beş dinlemeden hemen çağırtırdı onu.Çok çalışan bir adamdı babam annem için geçerli olanlar babam içinde geçerliydi ama onunki daha anlaşılabilirdi. Annem yine tercih etmişti böyle olmayı seçenekleri vardı ve kullanmıyordu.
Sonra bu düşünceleri aklımdan çıkarıp otobüsten indim.Okuldan eve dönerken otobüs kullanıyordum bir süredir babam beni okula bırakamadığından. Bir önceki otobüs durağı evimin çok ötesinde diğeride çok gerisindeydi. Her halükarda uzunca bir yolu yürümek zorunda kalıyordum her seferinde. Biraz daha uzun olan ileriki durakta iniyordum o lanet sıkıcı eve çabucak dönmemek için.Pizzacının yanından geçip evimin ara sokağına yöneldiğimde herkes evlerinin dışına çıkmıştı.Gürültülü bir kavgadan sonra Burak’ın babası evi başka bir kadınla beraber olmak için terk etmişti.Kadın giden arabanın arkasında tüm komşularının gözü önünde ağlamamaya çalışıyordu. Ama sonuçta olan olmuştu ve şu andan itibaren tüm yapmacık tavırların hiçbir anlamı kalmamıştı. Etrafa mutlu gözükmeye çalışmasına ve ya çocuğunun çok başarılı olduğunu vurgulamaya ya da kendinin paşa torunu olduğunu söylemesine. Bundan önce önemli olan ve değerli olan hiç birşey bundan sonra, bu mahallede en azından, önemli değildi. Terkedilmiş Serap hanımdı artık o. Anneme döndüm. Hafif dehşete düşmüş bir surat ifadesi takınmış vaziyette, yere çömelmiş ağlayan kadına doğru ilerledi. Elini uzatıp onu kaldırdı ve evine götürdü.
Gece yatağıma girdiğimde yanıma geldi. Uyuyormuş numarası yapıyordum.Bir süre bana baktığını hissettim ve geri dönüp odamdan çıktı.
Şu zaman içinde onu eleştirirken bu özelliğini unutmuştum.Bu kadın iyi bir kadındı, bir de seviyordu beni.



Electricity. #electricity #bosphorus #istanbul #ferry #ship #sea (Taken with instagram)



#sea #bosphorus #ferry #ship #gemi #motor #lifesaver #life #rope #istanbul #grunge #wave (Taken with instagram)



#istanbul #bosphorus #bridge (Taken with instagram)



seagull on street on Flickr.



Martı dediğin korkunç hayvan. (Taken with Instagram at Suadıye)



Pazarın nabzını tutuyoruz. (Taken with instagram)



Bu köprünün altı çok hoşuma gidiyor #istanbul #bridge #road #metrobüs #bus #edirnekapı #mass #transit #metro (Taken with instagram)



Annem de resim yapıyor benim. #resim #istanbul #mutfak #starbucks (Taken with instagram)



#istanbul #myroom #odam #backtothefuture #umad #trollface (Taken with instagram)



Taken with instagram



Yasemin. (Taken with instagram)



Madem artık benim de instagramım var havalı Starbucks fotoğrafları çekmek benim de hakkım. (Taken with instagram)



Ton. (Taken with instagram)



Sucuk kabuğunu ıslatarak soyanlar haberiniz olsun görmesenizde o hala orada. (Taken with instagram)


114
To Tumblr, Love PixelUnion

We're updating Fluid!

Soon, we'll be updating the look and feel of this theme. Read about the changes here. You can easily turn off this notification in the theme customization panel.

Close